4 Haziran 2022 Cumartesi

üzgün ve öfkeli.. ?


Duygular matruşka bebekler gibi birbirlerinin içine girerek ve birbirlerini maskeleyerek var olurlar. 

Bu yüzden temelde yatan duyguyla yüzleşmek, misal, aslen üzgün mü, yoksa öfkeli mi olduğumuzu anlamak çözüme gitmek için elzem bir hale gelir.

Bunun için evvela öfkenin doğasını anlamalıyız.

İkincil bir duygu olarak deneyimlenmediğinde ,öfke bir yanlışın parçası olmanın ya da yanlışa tanık olmanın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kendimiz ya da sevdiğimiz biri tehlikedeyse, öfke dediğimiz enerji yükselir ve iki şeye yol açar: yanlışa keskin bir odaklanma ve bu konuda bir şeyler yapmak için artan enerji.

Yani öfke, kontrolü ve verimli kullanılması mümkün bir duygudur, bir haksızlığa engel olmanıza, bir değişimi tetiklemenize vs motivasyon getirebilir.Fakat insanlar bazen başkalarının tecrübe ettiği üzüntüyü öfke ile karıştırır ya da kendi tecrübe ettikleri üzüntüyü öfke olarak yansıtır.İnsan kendi üzüntüsü ile başa çıkmak yerine onu öfke olarak yansıtmayı tercih edebilir, bu bir kayıpla yüzleşmek yerine, bir hatayı düzeltmek yerine, kendini değiştirmek yerine vs seçilen kısa vadede daha kolay fakat uzun vadede yıkıcı bir tercih olabilir.Başkalarında ki üzüntüyü öfke ile karıştırdığımız da ise herhangi bir sorunu bertaraf edebilme, gerçeği görebilme ihtimalimiz ortadan kalkar.Misal kadın erkek ilişkilerinde genel olarak insanların birbirinin üzüntüsünü öfke ile karıştırma eğilimi çok yüksektir, bu algı hatası üzüntünün kaynağını ortadan kaldırmak, üzüntüye sebep olan davranışını değiştirmek yerine kaçmak, beklemek , üstünü örtmek gibi çözümün parçası olmayan davranışlara sebep olur.Belle’in Fransız versiyonunda dendiği gibi, üzgün kadınları öfkeli, mutlu kadınları deli sanıyorsunuz, işte bu sanrı hayat boyu sürecek gücenmelerin, üzüntünün ve bastırılmış üzüntünün gerçekten öfkeye dönüşünün başlangıcı olabilir.Doğamız gereği üzüntü hissetmekten kaçındığımız bir duygudur, bu uzun vadede koruyucu bir içgüdü olsa da, üzüntüyü öfkeye evirmek yıkıcılık ve çözümsüzlük getiren bir reçeteden farksızdır.Kendimizde ve başkalarında üzüntüyü ve öfkeyi ayırabilmek, fark edebilmek, gerekiyorsa yas sürecini yaşamak, gerekiyorsa kendimizi değiştirmek, gerekiyorsa doğru eylemlere geçebilmek için son derece kritik bir fark yaratır.Duyguları doğru ayırmak bizi hayat boyu üzüntü ya da hayat boyu öfke ile yaşamaktan kurtarabilir.Bazen üzüntü ve öfke bir paranın iki yüzü gibi hayatımızın ortasına oturabilir, bütün sağlıklı rutinlerimiz, tüm verimli meşguliyetlerimiz günün sonunda gerçek bir huzur duymamıza yetmeyebilir.Duyguları tanıyamamak, ayıramamak, verimli kullanamamak, yüzleşememek en sağlam insanları bile yavaşça tüketir.Olumsuz duygularla başa çıkma yolumuz olumlu duygulara açacağımız yerin genişliğini belirler.

Kendinde ve başkalarında temelde yatan duyguları fark edip yüzleşen karlı çıkar.
Günün sonunda, ister öfkenizle üzüntünüzü, ister neşenizle korkularınızı maskeliyor olun fark etmeyi fazla ertelemeyin.

24 Mayıs 2022 Salı

Çok pardon ama, gerçekten bunu mu alkışlayacağız..

Twitter da ütü yapmayı sevmediği için kocasını kendisine gömlek yakışmadığına inandırıp ütü yapma derdinden kurtulan kadınla ilgili bir gönderiye denk geldim..
                                                      
Takdir edenler, eğlenceli bulanlar gırla..                                                                                                  
Ya çok affedersiniz ama bu mudur ?
Kaçak oynamak mı evlilik ?
Erkeklerin en basit işleri için kadınların eline bakması,
atıp tutarken fedakarlıkta sınır tanımayan kadınların durmadan kocalarını manipüle etmesi mi ? 
Komik mi gerçekten ? 

Ütü yapmayı sevmiyorum dürüstlüğü mü zor ? 
Senin ütü yapmaya vaktin yok 
senin için sevmesem de yaparım fedakarlığı mı zor ? 
Bir erkek için kendi işini yapmayı öğrenmek 
kadını son ütücü sanmamak mı zor ? 

Asıl zor olan incir çekirdeğini doldurmaz mevzularda bile birbirini kandırmak, her fırsatta manipüle etmek olmalı, ama nedense çok meraklıyız ülkece böyle küçük hesapları alkışlayarak yaşamaya.

Ne kadar çok yakın yabancı, ne kadar çok küçük hesabı aralarına alıp her gece aynı yastığa baş koyuyor kim bilir..


Birde ne olur bu kadar küçük hesabın defterini tutacak
boş vakit nereden bulunuyor bilen bana da anlatsın : )

7 Mart 2022 Pazartesi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bir erkeğin karısı, bir erkeğin bacısı, bir adamın kızı, bir çocuğun anası olduğum için değerli değilim. Sizin insiyatifinizde yaşayan, ister suladığınız, ister kopardığınız bir çiçek değilim. Tüm ön yargılarınızdan, tüm genellemelerinizden, tüm inançlarınızdan, tüm alışkanlıklarınızdan fazlasıyım, azadeyim. Ben insanım. Ben bireyim. Kimseyle aynı olmak istemiyorum. Farkımla varolmak istiyorum. Sürekli arkama bakmadan yaşamak istiyorum. Fırsatta,adalette eşit haklar istiyorum. Gölge etmeyin başka ihsan istemiyorum.

25 Mayıs 2021 Salı

YOL...

 




Doğru yoldan gitmeye ekstra puan veren hocalar çok haklıydı...

Bazen gidilen yolun doğruluğu varılan neticeden evladır.

Gidiş yolu kim olduğunuz, sonuç kaderiniz neticede.

Bu aralar ön yargısının gözlüğüyle yaşayan insanlardan sizde yoruldunuz mu ?
Böyle herkeste bir kendini kayırmacılık, bir paranoya..
Herkes en samimi, en güzel, en gerçek yüreklere girmek istiyor, ama kimse bunun için çaba göstermek istemiyor.
Çünkü insanlar kandırılmayı sever...
O kadar sever ki kendini kandırmakla başlar işe, hatta gözündeki gözlüğü, yüzünde ki maskeyi unutup kendini uyanık sana sana kandırır kendini..

İnsanlar kandırılmayı sever, pohpohlanmayı sever.. maskeli yüzlerin ötesine bakmaya üşenir...

Çok sevildiğini sanmak çok sevilmekten daha cazip midir ?

İnanın ki öyledir, insan kandırılmayı sever.

Kendimi kayırdım sandığı yerde elinde kalan çoğu zaman bir yalandır, yanındaki kadın, yanındaki adam aslında baştan aşağı hesap kitaptır...

Doğru yoldan gitmek bu yüzden önemli, ön yargı, korkaklık, zayıflık gözlüklerini çıkarıp bakmak..
İnsanları gerçekten görebilmek, kendini gerçekten bilebilmek önemli.

Belki de en nefret ettiğiniz ne varsa o tam da sizsinizdir,
belki de en korktuğunuz ne varsa o sizsinizdir, belki de kalbinizin en gerçek arzusunun yolunda değilsinizdir. 

Belki de siz o kadar kandırmışsınızdır ki önce kendinizi sonra başkalarını, gerçeğin ne olduğunu siz bile unutmuşsunuzdur kimbilir...


Belki de avunmanın, kendini kandırmanın dibindesinizdir.

Şimdi yolu değiştirmenin,
Şimdi yola girmenin,
Şimdi yol açmanın tam zamanı.
Sonundan korkmadan.


Herkeste olmayan bir şeyi isteyen herkesin gittiği yoldan gitmesin.

3 Ocak 2020 Cuma

Erkek Çocuk Yetiştirme Kılavuzu

- Erkekler neden ağlamalı ?

Bir çoğumuz erkekler ağlamaz dendiğinde, olur mu canım erkeklerde ağlar diyoruz belki, peki neden ağlamaları gerek bu erkeklerin...
Çünkü onlarında insan olmaya hakkı var, kız çocuklarımızı genel manada  duygularıyla kabullenirken, erkek çocuklarımıza hislerini saklamayı öğretiyoruz, bir nevi robotlaşmayı teşvik ederek insan olmanın bir yetersizlik olduğu mesajını veriyoruz, bunun yerine tam olarak ne hissetiklerini ifade etmelerini teşvik etmemiz gerekiyor, erkek çocuklar korkuyorum, kızgınım, kırgınım, üzgünüm diyebilmeli, bunu anlayıp, ifade edebildikçe, duygularıyla nasıl başa çıkabileceklerini de öğrenecekler, duygularını bastırıp anlayamadıkça bu hislerle başa çıkış biçimleri ilerde şiddet ve öfkeye dönüşecektir. Onlara insanın bir çok duygusu olduğunu bunları hissetmenin insan olmanın bir parçası olduğunu ve bu duygularla pozitif bir tutumla başa çıkmanın yolunu gösterin, kendini anlayamayan ve yaşayamayan insanın kafa karışıklığı ve öfke sorunu yaşaması hiç şaşılacak bir son olmaz öyle değil mi ? Farkındalık ise insanın kendi duygularıyla başa çıkabilmesinin ilk adımı.

- Bırakın pembe giysin.

Erkek çocuklarımızın kendini ifade ediş biçimlerine sürekli müdahale ediyoruz, sanki daha az erkek olmalarından korkar gibi, sanki değil daha az erkek olacaklar diye resmen ödümüz kopuyor !
Bu korkuyla yetiştirilen her erkek çocuk beklentileri ne kadar karşılarsa karşılasın bir yetersizlik duygusu ile yetişiyor, ne kadar ' erkek ' olursa olsun kendisiyle ilgili yetersiz, erkekliğe uygunsuz bulunan şeyleri fark ettikçe sonu ne oluyor bilin bakalım, yine şiddet, yine öfke, yine başa çıkmak için çeşitli bağımlılıklar.
Bir erkek çocuğu pembe seviyor diye daha az erkek olmaz, bebeklerle oynamak istiyor diye zayıf karakterli olmaz, ben çocukken bebeklerle oynamayı hiç sevmezdim, arabalarla oynamayı severdim, büyüyünce erkek olmadım, lezbiyen olmadım, yada daha az kadın olmadım, erkek çocuklarınızı daha az erkek olacak korkusuyla yetiştirip kendi tercihlerinin erkekliğe uymadığı mesajını vererek çocukların psikolojisini bozmayın, bırakın pembe giysin canı istiyorsa. 

- Bir hakaret ediş biçimi ' kız gibi '

Kız gibi ağlama
Kız gibi oynama
Kız gibi vurulur mu o topa ?

Asla ve asla erkek çocuklarınıza bu tarzda yaklaşmayın, arkadaşlarının yada öğretmenlerinin bu şekilde tutumlarını fark ederseniz mutlaka düzeltin. Kız çocuklarının erkek çocuklarından aşağı olduğu mesajını veren hiç bir davranışın yanında durmayın. Kadınların defolu ve eksik olduğu anlayışıyla insan yetiştiremezsiniz.

- Hayır belki, belki evet demek değil.

Oyun oynarken kişisel alanımıza saygısızlık gösteren erkek çocuklara fazlasıyla müsamaha gösteriyoruz çoğu zaman, oyunun tadı küçük kardeş için kaçtı mesela, abi hayır, yapma, dur diyor lakin ebeveynleri abisidir yapar, kardeşidir yapar diyerek durumu geçiştiriyor, halbuki bu durumlar çocuklara bazı kelimelerin anlamını öğretmek için en ideal zamanlar, biri hayır dediğinde durmayı, karşısındaki kişinin kişisel alanına ve bedenine saygı duymayı mutlaka öğretmek gerekiyor, birinin abisi olmanın, kardeşi olmanın, kocası, sevgilisi yada babası olmanın o insan bedeni üzerinde sizi hak sahibi kılmadığını öğretmek gerekiyor.
Hayırın hayır demek olduğunu ve herkesin hayır demeye hakkı olduğunu mutlaka öğretmeliyiz.

- Kızlar bir yana, erkekler bir yana, şimdi sabaha kadar dans !

Kadınlar ve erkekleri iki farklı ırk gibi gruplandırma alışkanlığına karşı gelin, erkek çocuklarınızı kız erkek karışık aktivitelere yönlendirin, ancak bu şekilde arkadaşlığı, saygıyı ve birlikte hareket edebilmeyi öğrenebilirler.

- Bir yumurta kıran olsa da yesek.

Erkek çocuklarınızı kendilerine yetebilecek şekilde yetiştirin, çocuklarına bakabilecek şekilde yetiştirin, artan yemekleri sokakta ki kedilere, köpeklere götürmeyi akıl edebilecek şekilde yetiştirin, kendi karnını doyurabilmeyi, kendi temizliğini ve bakımını yapabilmeyi öğretin, böylece yalnızca daha özgür, kendine daha güvenli bireyler yetiştirmekle kalmaz, kadınları kendine borçlu ve yükümlü sanan erkekler de yetiştirmemiş olursunuz. Böylece belki ' kadınlık ' görevini yerine getirmiyor diye kafası gözü patlayanların sayısı azalır.

- Biraz sohbet , biraz kitap nelere kadir.

Erkek çocuklarımızla konuşmuyoruz fark ettiniz mi ? Kız çocuklarımızla duygularımızı düşüncelerimizi paylaşırken erkek çocuklarımıza mesafe koyuyoruz, sonra oturup erkeklerle neden bir şey paylaşamıyoruz, neden konuşamıyoruz diye düşünüyoruz. Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığı aşılayın, kelime dağarcıklarının ve bakış açılarının genişlemesine destek olun.

-Göster oğlum amcalara.

Pipisini madalya gibi orada burada teşhir ettirmeyin çocuğunuza, pipi sahibi olamaya gereksiz anlamlar yüklemesine sebep olmayın, ( böylece toplu taşımada sıkışmış insanlar arasında sadece penis sahibi oldukları için yayıla yayıla oturma hakları olduğunu da sanmazlar).  Özel bölgelerini birilerine göstermek bir çeşit çocuk istismarıdır unutmayın, pipisine, pipisinin boyutuna, pipisinin işlevine takıntılı çocuklar yetiştirmeyin, çocuklarınıza kendi bedenleri ve karşı cinsin bedeniyle ilgili doğru eğitimi siz verin. 

- Gerçek erkekliği balla börekle besleyin.

 Taciz, tecavüz, şiddet olaylarına tepki gösterin tarafsız kalmayın, ailesini seven, onlara sahip çıkan, sevgisini gösterebilen, çalışkan, güçlü karakterli erkekleri övün, erkek çocuklarına herkes için yanlışa, haksızlığa karşı durabilecek öz güveni ve sesi vererek yetiştirin. Ağaçlara tırmanmalarına da , spor yapmalarına da, heyecan duydukları konular her ne ise öğrenmelerine, tecrübe etmelerine de müsaade edin. 




14 Ağustos 2019 Çarşamba

21 Günlük Stalk Diyeti



Eski sevgilinizi unutamıyor, platonik aşkınızı aklınızdan atamıyor, hayatınıza yeni giren insana odaklanmakta zorlanıyor musunuz ?

Çok normal, çünkü bu insanlar sosyal medya hesaplarıyla o kadar ulaşılabilir, takip edilebilir ki, sizde merakınıza, nefsinize yeniliyor sosyal medya hesaplarını didik didik ediyorsunuz.

O zaman buyurun 21 günlük stalk diyetine..

Bu diyetin kuralları çok basit, 21 gün boyunca söz konusu kişinin hiç bir sosyal medya hesabına hiç bir şart altında bakmıyorsunuz, bu kişi hakkında arkadaşlarınızla, çevrenizle konuşmayı bırakıyorsunuz.

Peki 21 gün sonunda ne oluyor derseniz, 21 gün sonunda beyniniz aslında bu kişi veya kişilerin sizin hayatınızın gerçek bir parçası olmadığını fark ediyor, yani siz her gün bu kişiyi tek taraflı olarak hayatınızın, düşüncenizin bir parçası haline getirince, tek taraflı eyleminizi bünyeniz bir etkileşim gibi algılayıp, kafanızın içinde sanal bir ilişki yaratmış oluyor, ne zaman ki bu alışkanlığı bir kenara bırakıp gerçek hayatınıza ve önünüzdeki gerçek ihtimallere konsantre olmaya başlıyorsunuz o zaman aklınızda ve ruhunuzda detoks başlıyor, kafanız, içinde olmadığınız bir yaşam üzerine kendini yormaktan kurtuluyor.

Aklınız özgür kalırsa, kalbiniz onu takip eder unutmayın.



Eğer sahte hesaplar açarak bir kişiyi takip ediyorsanız,
Takibiniz esnasında gördüklerinizden duygu durumunuz etkileniyorsa,
Neredeyse saat başı malum kişi veya kişilerin güncellemelerini kontrol etmeden rahat edemiyorsanız,
Malum kişinin listesindeki kişilerle bile iletişim kurma yada onları da kontrol etme ihtiyacı duyuyorsanız.
Arkadaşlarınızla malum kişi veya kişilerin sosyal medya hesaplarında gördükleriniz üzerine konuşuyorsanız, acilen detoksunuz gelmiş demektir, 21 günlük stalk diyetinize en kısa zamanda başlayın !


10 Ağustos 2019 Cumartesi

bir temiz kalburüstü dayak...

Eminim sizde çevrenizde eğitimli, eli ekmek tutabilecek beceriye sahip, modern aile yapısından gelmesine karşın eşinden, sevgilisinden dayak yiyen kadınlara denk gelmişsinizdir. Bu kadınların eşlerini, sevgililerini terk etmemelerine anlam veremeyip kafanız karışıyorsa, bir kadın bu durumu bile isteye neden tercih eder size onu anlatacağım.

Ekonomik özgürlüğü, eğitimi, aile desteği olmayan kadınlar her gün şiddete kurban giderken, öldürülmemek için resmen savaş verirken, kalburüstü kadınlar şiddete neden razı olur, kendileriyle aynı imkana sahip olsa kaçıp kurtulacak hemcinslerine rağmen maddi manevi şiddet gördükleri bir yaşamı neden kabullenirler, işte size onu anlatmaya çalışacağım. Yani bu yazı ölüm korkusundan, gerçek çaresizliklerden şiddet içinde yaşayan, kurtulabilmek için insan üstü savaşlara girişen kadınlar ile ilgili değil.

Koca = Kolay para

Bazen kadınlar kurban rolünü üstlerine öyle bir giyerler ki kendilerine çıkış yolu bulmaktansa zayıflığı kabul etmenin rahatlığına teslim olurlar, maddi manevi ayakta durabilme savaşına girmektense yedikleri dayağı parayı dert eden taraf olmamanın sorumsuzluğu yada yaşamsal maddi rahatlıklar ile takas ederler.

Vicdan azabı = Kazanç

Çoğu erkek şiddet uyguladıktan sonra duyduğu içsel huzursuzluğu dindirebilmek için bir süre daha bonkör, yada daha sevgi dolu davranabilir, tabii bir daha ki şiddet olayına kadar, bu durumda kadın yediği dayaktan sonra kocasının gösterdiği pişmanlıktan, sunduğu ilgiden nemalanmaya başlar, misal dayaktan sonra ki gün bir kadına vicdan azabı çeken kocası hediye alabilir, eline para verebilir, şefkat göstermeye başlayabilir, bu durumda kadın gördüğü şiddeti neticesinde kazançlı çıktığı bir olay gibi algılamaya ve durumu manipüle ederek kullanmaya başlayabilir, kocasına karşı olaylar ve hatta çocuklar üzerinden vicdan azabı çektirerek kazanç olarak gördüğü şeyleri elde etmeye alışabilir.

Böylece çığ gibi büyüyen, ufaktan başlayıp tehlikeli boyuta gelebilen bir sarmalın içine düşer.

Ben bırakırsam başkası kapacak...

Kadınların çektikleri ne olursa olsun eşlerini yada sevgililerini başka birine yar etmeme psikolojisi çok takıntılı bir hal alabilir. Gördüğü şiddete rağmen kocası yada sevgilisi için, ya gidip başkasıyla mutlu olursa diye düşünmekten kendi içine düştüğü mutsuzluğu göremeyen kadın çoktur.

Beni tercih etsinde ne olursa olsun...

Bazen en çok dayağı metresler yer, neden derseniz bu kadınların kendine saygısı o kadar yerle bir olmuştur ki bütün değerlerini bir adamın kendilerini mi yoksa başka bir kadını mı tercih edeceği mevzusuna bağlarlar.

İnsan olarak kendini değersiz görmek, kadın olarak ise kendini yetersiz hissetmek şiddete razı gelmeye şüphesiz ki sebep olur, hele kendi değerinizi bir erkek tarafından tercih edilip edilmeme üzerinden hesaplarsanız.

Netice itibariyle kadın içine düştüğü bu kısır döngüden çıkmadığı her gün, şiddetin sıklığı ve derecesi sistematik olarak artacak, kadın öz güvenini, kişiliğini ve doğru düşünebilme yeteneğini git gide daha çok kaybedecek, çare bulmaktansa tercih etmiş olduğu bu yaşamı çevresiyle paylaşmaktan imtina edecek, git gide yalnızlaşacak, yalnızlaştıkça kara deliğin içine iyice çekilecek, zincirini kırmadığı her gün kendinden bir şeyler kaybedecek. 

Bu durumun içine düşmüş her kadına, bundan kurtulacak gücü ve cesareti diliyorum, umarım kendi değerinizi geç olmadan fark edersiniz.