Duygular matruşka bebekler gibi birbirlerinin içine girerek ve birbirlerini maskeleyerek var olurlar.
Bu yüzden temelde yatan duyguyla yüzleşmek, misal, aslen üzgün mü, yoksa öfkeli mi olduğumuzu anlamak çözüme gitmek için elzem bir hale gelir.
Bunun için evvela öfkenin doğasını anlamalıyız.
İkincil bir duygu olarak deneyimlenmediğinde ,öfke bir yanlışın parçası olmanın ya da yanlışa tanık olmanın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kendimiz ya da sevdiğimiz biri tehlikedeyse, öfke dediğimiz enerji yükselir ve iki şeye yol açar: yanlışa keskin bir odaklanma ve bu konuda bir şeyler yapmak için artan enerji.
Yani öfke, kontrolü ve verimli kullanılması mümkün bir duygudur, bir haksızlığa engel olmanıza, bir değişimi tetiklemenize vs motivasyon getirebilir.Fakat insanlar bazen başkalarının tecrübe ettiği üzüntüyü öfke ile karıştırır ya da kendi tecrübe ettikleri üzüntüyü öfke olarak yansıtır.İnsan kendi üzüntüsü ile başa çıkmak yerine onu öfke olarak yansıtmayı tercih edebilir, bu bir kayıpla yüzleşmek yerine, bir hatayı düzeltmek yerine, kendini değiştirmek yerine vs seçilen kısa vadede daha kolay fakat uzun vadede yıkıcı bir tercih olabilir.Başkalarında ki üzüntüyü öfke ile karıştırdığımız da ise herhangi bir sorunu bertaraf edebilme, gerçeği görebilme ihtimalimiz ortadan kalkar.Misal kadın erkek ilişkilerinde genel olarak insanların birbirinin üzüntüsünü öfke ile karıştırma eğilimi çok yüksektir, bu algı hatası üzüntünün kaynağını ortadan kaldırmak, üzüntüye sebep olan davranışını değiştirmek yerine kaçmak, beklemek , üstünü örtmek gibi çözümün parçası olmayan davranışlara sebep olur.Belle’in Fransız versiyonunda dendiği gibi, üzgün kadınları öfkeli, mutlu kadınları deli sanıyorsunuz, işte bu sanrı hayat boyu sürecek gücenmelerin, üzüntünün ve bastırılmış üzüntünün gerçekten öfkeye dönüşünün başlangıcı olabilir.Doğamız gereği üzüntü hissetmekten kaçındığımız bir duygudur, bu uzun vadede koruyucu bir içgüdü olsa da, üzüntüyü öfkeye evirmek yıkıcılık ve çözümsüzlük getiren bir reçeteden farksızdır.Kendimizde ve başkalarında üzüntüyü ve öfkeyi ayırabilmek, fark edebilmek, gerekiyorsa yas sürecini yaşamak, gerekiyorsa kendimizi değiştirmek, gerekiyorsa doğru eylemlere geçebilmek için son derece kritik bir fark yaratır.Duyguları doğru ayırmak bizi hayat boyu üzüntü ya da hayat boyu öfke ile yaşamaktan kurtarabilir.Bazen üzüntü ve öfke bir paranın iki yüzü gibi hayatımızın ortasına oturabilir, bütün sağlıklı rutinlerimiz, tüm verimli meşguliyetlerimiz günün sonunda gerçek bir huzur duymamıza yetmeyebilir.Duyguları tanıyamamak, ayıramamak, verimli kullanamamak, yüzleşememek en sağlam insanları bile yavaşça tüketir.Olumsuz duygularla başa çıkma yolumuz olumlu duygulara açacağımız yerin genişliğini belirler.Kendinde ve başkalarında temelde yatan duyguları fark edip yüzleşen karlı çıkar.
Günün sonunda, ister öfkenizle üzüntünüzü, ister neşenizle korkularınızı maskeliyor olun fark etmeyi fazla ertelemeyin.




