30 Mart 2012 Cuma

taktik savaşları


İlişkiler bir taktik savaşı olmamalı, mutluluk hayatınızdaki insanı manipüle edip oyuna getirerek elde ettiğiniz bir şey değildir,sevgililer birbirini ters köşeye yatırmaya çalışan Amerikan güreşçileri değil.

Kadınları kullanma kılavuzu,erkekleri kullanma kılavuzu,10 adımda adam kandırma falan gibi dudağına kırmızı ruj sürüp evliliğini sürdürmeyi başarmış diye kendini dünyanın sırrını çözdüm zannedip insan duygusunu sömüren yazarların kitaplarına prim vermeyin.

Sevgi emek vermektir.
Sevgili olmak maç yapan iki takımın karşı karşıya gelmesi değil iki insanın aynı takımda olmasıdır.

Eş olmak birbiriyle değil birbiri için mücadele etmektir.
İlla taktik istiyorsanız sevgide en güzel taktik sevmeyi bilmektir. Sevmeyi bilmeyenin sevgisinin kendisine de karşısındakine de faydası olmaz.
Tüm oyunları,tüm korkuları,tüm hırsınızı bir kenara bırakıp bugün daha güzel nasıl sevebilirim diye düşününün.

Bırakın iyi kötü yaşadığınız her şey gerçek olsun.
Hayatınızı kendinizi yada başkasını kandırmak üzerine kurmayın.
İster inanın ister inanmayın birini dürüstçe sevmek,Zengin bir kocadan,güzel bir kadından daha fazla mutluluk verir.

24 Mart 2012 Cumartesi

it's a mans world

 BİRİ BANA AÇIKLAYABİLİR Mİ DÜNYADA Kİ EN İYİ ŞEYLER NEDEN HEP ERKEKLER İÇİN ? HATTA EN İYİ ERKEKLER BİLE ? 

23 Mart 2012 Cuma

yusufçuk ve insan sevmeyen humanist


     Gerçek : böceklerin fotoğraflarını çekmeyi, insanların fotoğrafını çekmeye her zaman tercih ederim.
     Bu yusufçuk ( kızböceği ) fotoğraflarını çekebilmek için 35 derece sıcağın altında otların arasında yerlerde süründüm misal, tüm meselede gerçekte ne kadar güzel ne derece büyüleyici olduklarını yansıtabilmek, üzerlerinden akan insana geçen onlarca duyguyu resmedebilmek.
    O yüzden sürünmenin mutluluk vermesi.
     Ama insan resmetmek öylemi, tam tersi ne zaman karşınıza poz vermek için biri gelse, yapmanız istenen yüzde 90 ihtimalle olduğundan daha güzel görünmesini sağlamak, ve duygusuz ifadesiz yüzüne ve hatta varlığına mana yükleyecek bir açı bulmak.
    İşte bü yüzdendir ki doğada sürünmeyi her zaman tercih ederim, gördüğümden uğraştığımdan bana geçen duygu ve emeğimin karşılığında aldığım şey benim ruhumu dinlendiriyor çünkü.

     Tabii bunlar şehrin, üzerinde kendine ait hiçbir duygusu ve ifadesi kalmamış kadınları ve facebookta daha çok kız tavlayabilmek için yakışıklı profil fotosu peşine düşmüş erkekleri için geçerli =)
     Antalya civarında Allahın unuttuğu bir kanyonun dibinde sandalcılık yapan elektriksiz televizyonsuz bir hayat süren karı kocanın taş evine misafir olup onların fotoğrafını çekmek misal eğlenceliydi, lakin normalde sürekli gülerek konuşan teyzem foto çektiğimi her fark ettiğinde eksik dişleri görünmesin diye ağzını kapattığından tek bir poz için bin kare çekmek zorunda kalmak başka bir hikaye =)
     Öyle yada böyle böceklerin verdiği huzuru insandan alamamak tamamen benim sorunum.
     ben başka birşey yazdım başka birşey anlattım... herkes ne anladıysa artık fotoğraf gibi yani ..=)

    İnsan sevmeyen humanist peri rüya Baykal.


                          

    21 Mart 2012 Çarşamba

    yıllardır vuruyoruz şeytanın bacağına sopalarla, daha dayanmaz elbet kırılır.

    19 Mart 2012 Pazartesi

    talihi yaver olanın yar bağlar yaresini, talihi yaver   olmayanın eşekler...kovalar annesini.

    17 Mart 2012 Cumartesi

    to Bee or Not


    bu sabah eve giren arıdan bahsetmek istiyorum, hayatımda gördüğüm en kocaman şeydi eşek arısına on basar ve korkunç bir vızırtısı vardı, sanırım balkon kapısından girmiş mutfak camına yapışmış çıkmak için çırpınıp dururken orda kısılmış, benim mutfak penceresinin önü kahve kavanozları ıvır zıvır bir sürü şeyle dolu tabii ,balkon kapısı sürekli açık durduğundan oranın penceresi tüm bu gereçlerle iptal vaziyette,camı açayım da çıksın demek baya bir cesaret işi yani,yanı başımda duran böcek ilacını sıkıp içime korku salan bu sesten kurtulmamsa toplam 3 dk bile sürmez muhtemelen =) 
     Ama tabiî ki ben bunu yapmadım, içimde ki korku biliyorum ki arının kendisinden de bana verebileceği zarardan da çok daha büyük. Arının gerçeğine bakarsak tek bir hata, tek bir yanlış kapıdan girmek, çıkması mümkün olmayan bir yerde sıkışmış olmak sanırım korkusunu benim korkumdan da daha büyük yapar, korkusu da onu korkulacak hale getirir, beni getirdiği gibi… 
    Neticede ben elimi arının korkusunun tam ortasına sokup, camın önündeki kavanoz ve ıvır zıvırları çekip camı açmaktan yana kullandım tercihimi, sonra da bak buradan gideceksin diye yol göstermem gerekti biraz ama, size ne kadar saçma gelse de o camdan çıkıp uçup gitmesi benim için paha biçilemez bir andı… 
    Çünkü ben o arının yerinde oldum, bilmeden belki iyi niyetle yaptığım hatalar beni istemediğim kapılardan geçirdi, kendimi bulduğum yerlerde kısıldım, sıkıştım, yalnız kaldım, korkum beni korkulacak biri yaptı, ama elini korkumun içinden geçirip, korkusunun içinden geçirip, camın önündeki ıvır zıvırları çekip camı açacak birisi hiç olmadı benim için…
    Nereye varacaksın derseniz, birileri için bir şeyleri değiştirme gücünüz varsa bunu kolay olandan değil, iyi olandan yana kullanın…
    Yağmurdan sonra yolda yürürken kaldırımlara çıkan salyangozları ezilmesinler diye bahçeye toplarken bana onların kaderi bu diyen bir arkadaşım vardı, ama ben biliyorum ki benim o yoldan geçmem de kader, insanların sana bu kadar tutunmasına izin verme nankörlüklerine üzülürsün diyen annem haklı olsa da orda yokmuş gibi yapmak insanca mı ?
    Ben diliyorum ki kimse orda yokmuş gibi yapmasın, diliyorum ki tüm korku ve zayıflığına rağmen insanlar ellerinden geleni yapsın, yaşasın, yaşatsın, yaşama yardımcı olsun, kim olmayı seçtiğinin başkalarının kaderini değiştirebileceğini unutmasın, artık insanlar insanlık tembeli olmasın. Çok şey mi?


    Sabahın 3 ünde bunu dert ettim kendime evet =)

    temmuz 2011