Gerçek : böceklerin fotoğraflarını çekmeyi, insanların
fotoğrafını çekmeye her zaman tercih ederim.
Bu yusufçuk ( kızböceği ) fotoğraflarını çekebilmek için 35
derece sıcağın altında otların arasında yerlerde süründüm misal, tüm meselede gerçekte
ne kadar güzel ne derece büyüleyici olduklarını yansıtabilmek, üzerlerinden
akan insana geçen onlarca duyguyu resmedebilmek.
O yüzden sürünmenin mutluluk vermesi.
Ama insan resmetmek öylemi, tam tersi ne zaman karşınıza poz
vermek için biri gelse, yapmanız istenen yüzde 90 ihtimalle olduğundan daha
güzel görünmesini sağlamak, ve duygusuz ifadesiz yüzüne ve hatta varlığına mana
yükleyecek bir açı bulmak.
İşte bü yüzdendir ki doğada sürünmeyi her zaman tercih
ederim, gördüğümden uğraştığımdan bana geçen duygu ve emeğimin karşılığında
aldığım şey benim ruhumu dinlendiriyor çünkü.
Tabii bunlar şehrin, üzerinde kendine ait hiçbir
duygusu ve ifadesi kalmamış kadınları ve facebookta daha çok kız tavlayabilmek
için yakışıklı profil fotosu peşine düşmüş erkekleri için geçerli =)
Antalya civarında Allahın unuttuğu bir kanyonun dibinde
sandalcılık yapan elektriksiz televizyonsuz bir hayat süren karı kocanın taş
evine misafir olup onların fotoğrafını çekmek misal eğlenceliydi, lakin
normalde sürekli gülerek konuşan teyzem foto çektiğimi her fark ettiğinde eksik
dişleri görünmesin diye ağzını kapattığından tek bir poz için bin kare çekmek
zorunda kalmak başka bir hikaye =)
Öyle yada böyle böceklerin verdiği huzuru insandan alamamak
tamamen benim sorunum.
ben başka birşey yazdım başka birşey anlattım... herkes ne anladıysa artık fotoğraf gibi yani ..=)
İnsan sevmeyen humanist peri rüya Baykal.