15 Şubat 2015 Pazar

Bir Garip Oscar Muhabbeti


and the oscar goes to... lafını duymamıza çeyrek kala nihayet aday filmlerin çoğunu izlemeyi bitirebildim, American Sniper haricinde,onu istemediğimden izlemedim, nedense ruhum o filmi protesto etti izleyemedim bir türlü.

Bu yıl benim favori filmim kesinlikle Birdman. Yönetmenle oyuncuların dansı mı dersiniz sevişmesi mi artık onu size bırakıyorum... o kesintisiz çekimleri yapan kameraman dahil her bir cast ve crew ve yönetmen alnından öpülesi, bu yıl konusuyla, kurgusuyla ve oyuncularıyla çığır açan film kesinlikle Birdman. Micheal Keaton ve Edward Norton döktürmüş, bu filmde over rated tek unsur Emma Stone ona oscar verirlerse yazık derim doğrusu. Micheal Keaton a ise oscar vermezlerse yuh derim.

Bir de 12 yıl süren çekimiyle çığır açması beklenen Boyhood var ki, ben çok etkileyici olmaktan oldukça uzak buldum bu filmi, gerçi 12 yıllık filmde geçişlerin göze hiç batmıyor olması gerçekten takdire şayan, ayrıca çok beğenilen son sahneyle ilgili yorumum şu ki sahnede ki felsefe güzel fakat oyunculuk kötü.

Gelelim gözlerime şölen olan Grand Budapest Hotel e, ah Ralph Fiennes gerçekten harikasın demek istiyorum, filmde bir anda karşımızda biten mükemmel aktörler ve inanılmaz detaylı düşünülmüş görsellik tam bir göz banyosu.

The imitation game den bahsetmek gerekirse izleyip insanlıktan utanmak için birebir, gerçi Alan Turing in gay olduğu için gördüğü işkenceyi ne kadar yansıttığı tartışma götürür, misal Benedict Cumberbatch in film sonunda topallayan bir Alan Turing portresi ortaya koyması ekranda göremediğimiz bazı gerçeklere dayanmakta, Alan Turing in bacağına hormonal hadım amaçlı implant edilen ilacı bıçakla çıkarmaya çalışması gibi.. sanırım burada Benedict e işini bu kadar ciddiye aldığı için takdirlerimizi sunmalıyız.

Bir de Whiplash var unutmamamız gereken, doğrusu en çok hayranı olan aday filmlerden biri bu, ben pek hayranı olmasamda başarısız bulmanın mümkün olmadığı bir film, filmi sırtında taşıyan J.K Simmons a muhtemelen en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarını getireceğini düşünüyorum gerçi ben olsam Edward Norton a verirdim bu oscarı.

Birde en iyi kadın oyuncu oscar adaylığı çıkaran Gone Girl ümüz var, bu film için yeterli bir takdir olduğunu düşünüyorum, evet güzel film. O kadar.

Geldik gözümde yılın en under rated filmine, Nightcrawler, tabii psikopatlarla ilgili konuya olan kişisel ilgim ve bloğumda yıllardır bu konuyu işlemiş olamamın da etkisiyle, bu filme yeterli kıymet verilmediğini düşünmem normal herhalde, psikopatlığı körükleyen ve ödüllendiren dünya düzeninin anlatımı ve Jake Gyllenhaal un kusursuz oyunculuğuyla gerçekten çok başarılı bir film olduğunu düşünüyorum.

Selma ve The Theory of everything i de izleyebilirsem daha sonra bu muhabbete devam ederiz ;) 

Güncelleme : evet hayranı olduğum Stephen Hawking ile alakalı The Theory Of Everything i de nihayet salya sümük ağlayarak izlemiş bulunuyorum, lakin biraz da sıkıntı burada değil mi, keşke sinema yapımcıları hastalığını değil teorisini merkeze koyacak bir işi beyazperdeye getirecek cesarete sahip olsa da kitleler ağlamak yerine düşünmeye gark olsa,gerçi patates ve bezelyeler üzerinden aptala anlatır gibi koklatmalarını bir çaba olarak algılamak mümkün sayılabilir, oscar muhabbetine gelince Jane i oynayan Felicity Jones ödüle yakın duruyor benim gözümde.