Kurtlar kurtları, aslanlar aslanları öldürüyor,bölgelerini korumak için, bölgeleri olan toprakta ki ganimet için, çiftleşebilme hakkı için, sürü lideri olabilmek için, mensup olduğu sürünün devamını sağlayabilmek için, insanlar insanları neden öldürmesin, zaman zaman evrimin getirisi biraz daha yaratıcı yollarla, komplike sebeplerle öldürüyor belki, lakin temel aynı, insanın insana zulmüne son verebilecek iki seçenek var kanımca, birincisi insan neslinin tükenmek ile karşı karşıya kalması bu durumda neslin devamını sağlamak için geçici bir dayanışma sağlanacaktır, ikinci seçenek dünya nüfusunun %20 kadarını içine alan ileri evrimin genele yayılması,bunların hangisi bir diğerinden önce olacak yaşayıp göreceğiz.
Yani insan evrimi eşit değil, herkes aynı oranda evrimleşmiş değil, azınlık bir kısım var ki, insanları dilleri, dinleri, ırkları,cinsel kimlikleri gibi sınırlarla algılamıyor,öfke, kıskançlık yada ego ile hareket etmiyor, dünyanın bir ucunda eziyete ve haksızlığa uğrayan bir insanın yada hayvanın acısını kendi eli yada kolu yaralanmış gibi hissediyor, doğanın insanoğluna bahşettiği nimetlerin tüm dünyaya yetebileceğine inanıyor, varolmak için öldürmek seçeneğinin artık eskisi gibi tek şans olmadığını hatta artık iyileştirmenin tek doğru seçenek olduğunu düşünüyor, işte bu azınlık eğer çoğunluk olmayı başarırsa, insan belki kaderi olduğu ileri sürülen dünyanın ve içindekilerin gerçek koruyucusu sıfatına erişebilir.
Tabii ki şuan ilkellikleri, hırsları, açgözlülükleri ve haklı gördükleri kötülükleriyle birleşmiş, dünyayı yöneten insanların çizdiği tabloda ve onların takipçisi olan insanların zeka ve ahlak seviyesinin düşüklüğü göz önüne alındığında, kısa vadede ümitvar olmak çokta mümkün görünmüyor.
En acısı da insanın kazandığı zekayı ileri gitmek adına değil, ilkelliğinde daha yaratıcı hale gelebilmek adına kullanması, misal doğada ensest ilişkiler insanınkinden bin kat daha nadir görülür, yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir kurt sürüsünde bile ensest ilişkiler yaşanmayacaktır, iç güdülerine kazınmış olan ensest sürüye sakat genler getirir gerçeği çiftleşme arzularının önünde duracaktır, fakat insanın aklı sapkınlığına kılıflar takmasına yardım eder.
Dişi babunlar, sürüde yer edinebilmek için, yemeğe ve korunmaya daha kolay ulaşabilmek için, sürülerinde söz sahibi olan erkeklere sürekli olarak cinsel ilişki teklifinde bulunur, bu rahatlarını biraz garantilerken çocuk sahibi olmaları durumunda çok daha rahat etmeyi garanti altına alırlar, çoğu insan kadını da daha gelişmiş aklı sayesinde daha yaratıcı yollarla aynı taktiği modern dünyaya uyarlayarak yaşar.
Aynı evin içinde, karnı tok bir fare, kedi, köpek ve kuş, dostluk barış ve sürü ahlakı içerisinde yaşayabilecekken, çoğu zaman insanoğlu aynı anadan babadan olma kardeşlerine bile düşman olabilir, hayvanlardan daha fazla gelişmiş bir beyne sahip olması çoğu kez, kıskançlık, hırs, öfke, hayal kırıklığı gibi duygularını daha fazla körükleyecek ve huzurunu bozacaktır, yada amerikalı bir dişçi bir sabah kalkıp afrika'da hiç tanımadığı bir aslanı öldürüp derisini yüzebilmek için elli bin dolar bayılacaktır, insan aklının getirdiği kendi varoluşuyla başa çıkamama hastalığına yakalanıp, dürtülerini hastalıklı tatminlere çevirecektir.
Aslanlar sürülerine dişilerini ve yavrularını koruyabilecek liderler seçerler, liderlerin görevlerinde başarısız olması durumunda mevkiilerini kaybetmeleri işten bile olmayacaktır, insanoğlu ise sadece diğer topluluklara değil kendi lideri olduğu gruba zarar veren, toplumun değil kendi çıkarlarının çerçevesinde hareket eden liderleri ateşli ve ölümüne takip etmekte sakınca görmezler, bunu da akıllarının bir oyunu kabul etmek yanlış olmayacaktır.
İnsanın aklı evriminin ilk şartı olsada, aklını kullanış biçimi evrimde durduğu noktayı gösterir, zamanın başından beri insanoğlunu evrimleşen tek bir organizma olarak düşünürsek, azınlık bir kesimin dışında kalan bölümü evrimin çirkin bir noktasında kabul etmek çokta yanlış olmayacaktır.
