13 Ağustos 2018 Pazartesi
Peri'nin sonsuzlukla imtihanı
Son zamanlarda sonsuzluk üzerine ciddi endişelerim var, herkes sonsuzluğa inanmak isterken, herkes ölümden korkarken, herkes bilincinin yok oluşundan korkarken, düşünmeden edemiyorum, insan bilinci, ruhu, aklı, adına ne derseniz, gerçekten sonsuzluğu kaldırabilir mi ? sonsuza kadar var olmanın altından kalkabilir mi ? Yarım ömürlük zamanlar aklınızı kaçırmanıza ziyadesiyle yeterken, sonsuza kadar var olmayı umut etmenin matematiği nedir sahi?
Mark Twain 'in bir sözü vardır '' ölümden korkmuyorum, doğmadan evvel milyarlarca ve milyarlarca yıldır ölüydüm ve bu durum bana zerre sıkıntı vermedi. ''
Diyelim ki ölümden sonra hayat var ve cennet cehennemde gerçek, ikisinden birine düştünüz, düştüğünüz yere göre artık Hitler ile tavla attınız, yada Elvis konserine gittiniz falan, şarap içtiniz, bakire kızlarla yattınız, ne kadar, kaç ömürlük bir süre dayanabilirsiniz kendinize, 500 yıl mı ? 1500 yıl mı? Dileğiniz sonsuzluk farkında mısınız ?
Burada öldünüz orada uyandınız bir baktınız aynısının laciverti, insanların bu dünyadaki zihniyetiyle herhangi bir yer cennet olabilir mi ? Zamanınızın sonu olmadığında hangi ilişki manasını sürdürebilir ?
Nedir sizi bu kadar değerli yapan, bilincinizin zamanı aşacak cevheri nedir ? Muhtemelen bu dünyaya bile mum kadar ışık vermediniz oysa...
Şimdi gelelim insan ruhu için dünyada ki ölümden sonra devam edebilme ihtimali var mı sorusunun cevabına..
Ruh yada bilinç dediğimiz şeyin ne olduğunu bilimsel olarak açıklayabilecek durumda değiliz henüz, fakat böyle bir konsepti varsaydığımıza göre, açıklayamadığımız halde bizi biz yapan içimizdeki ekstra bir enerjinin varlığı üzerinden düşünelim.
Şimdi bu bilinç yada ruh ne derseniz onu cebimize koyup, tamamen bilimsel bir yaklaşımla bir yerlere varmaya çalışalım, insan olarak büyük gelişmelere imza atmış olsak da, evrenin büyük çoğunluğunu oluşturan karanlık madde ve karanlık enerjinin ne olduğuna dair bir fikrimiz yok, evrende ki yer çekiminin %85'inin kaynağını bilemiyoruz, kısacası evrenin büyük kısmı bizim için gizemini koruyor.
Fizik kuramlarının sağlamasıyla evrenin matematiğini çözebilmek için kuantum fiziği ve sicim teorisini birbirine bağlarken yer çekiminin de büyük bölümünün kaynağını açıklamamız gerekiyor, işte fizikçiler her şeyin teorisinde yani tüm fiziki gerçekliği açıklayabilmek için ürettikleri teoride 11'e yakın farklı boyutun var olması gerektiği sonucuna varıyorlar.
Yani bize henüz görünmez olan, ulaşılmaz olan bu boyutlar ya da paralel evrenlerin enerjisi bizim boyutumuzun yer çekimini etkiliyor, yani bazı enerjiler bu boyutların arasından geçebiliyor, yada boyutlarda ki enerjiler birbirini etkileyebiliyor. Buraya kadar her şey bilimsel...
Şimdi cebimizde ki ruhu yada bilinci çıkaralım, bu bilinç, ruh eğer boyutların içinden geçebilecek bir tür enerjiden oluşuyorsa, aman yarabbim ! belki de gerçekten ölümden sonra farklı bir boyutta enerji olarak bir şekilde yaşama devam ediyor olabiliriz, belki bir şekilde kolektif enerjiden oluşan daha geniş bir enerji kitlesinin parçası oluyor da olabiliriz, yada Atatürk'ün hala yaşadığı, James Dean'in hala little bastard ile sürat yaptığı başka dünyalar bile var olabilir, ihtimaldir yani, yok öyle şey diyebilmekten çok uzağız.
Bence oturup hep birlikte yok olmazsak sonsuzlukla nasıl başa çıkarız onu düşünelim, muhtemelen o taraf çok kalabalık olduğu için bu tarafta köşe bucak kaçtığımız tipleri göz ardı etmeyi başarabileceğimizi düşünür yanılırız, belki düşünce ve hayallerimiz, belki korkularımız ruhumuzdan bir enerji parçası olarak önceden başka boyutlara ulaşıp o dünyaları şekillendiriyordur, belki cennet, cehennem denen budur...
Belki başka boyutlarda sonsuzluk bir problem değildir, zamanın 3. boyutta bir mesele olduğunu düşünürsek, üst boyutlarda sonsuzluk algısının ne olduğunu tahayyül edebilmekte çok zor.
Ahhh içinde yaşadığımız zaman doğum öncesi gibi, hesabı tutturan teoriler var ama maddi olarak parmağı üzerine basamıyoruz, karanlık maddeyi biliyoruz dokunamıyoruz, başka boyutları hesaplıyoruz gidemiyoruz.
Soruların cevaplarını öğrenmekten başka hiç bir güç beni bu dünyada 500 yıl geçirmeye teşvik edemez, ama işte huy, ölmekten sadece cevapları bulduklarında orada olamayacağım için korkuyorum.
Gerçi her cevap yeni bir soruyu getirir.
Umarım insanlık kendi sonunu getirmeden kendini ve evreni anlamayı başarır.
Bana da tüm soruların cevaplarını vereceklerse belki sonsuzluğa razı olabilirim, yoksa kalsın.
Tabii ruh maddenin birleşerek meydana getirdiği bir bilinç enerjiden oluşuyorsa, bu enerji sırasıyla tüm boyutları dolaşacak bile olsa eğer yok olmaz ilahi bir gücün eseri değilse hiçbir zaman sonsuzluk boyunca var olamaz, çünkü tüm evrenler ve boyutlar yalnızca maddeye bağlı ise eninde sonunda hepsi son bulacaktır.
Yani kabus gibi boyut boyut gezip bir yere varamadan bir şey anlamadan milyarca yıl geçirme tehlikesi de yok değil.
Sonsuzluğu arzu edenler için tek çıkış tanrı olabilir, ama tüm bilinç aynı müzik aletinden çıkan milyarlarca farklı ses ise ortada aslında tek bir şarkı var demektir, bu durumda bireysel dünyevi bilinciniz yine son bulacak demektir.
Yada tanrı sizi sonsuz kılma niyetindedir.
Yada tanrı vardır ama sizi sonsuzlukta istemiyordur belki.
Misal benim sonsuzlukta istemediğim o kadar çok kişi var ki birçokları tanrı ben olmadığım için çok şanslı.
Öyle yada böyle benim sonsuzlukta çok da gözüm yok, tüm soruların cevaplarını alabilmek isterdim ama, ve burada bu evrende bu boyutta insanın tanrıyı kıskandıracak kadar iyilikle dolu bir varlığa evrilmesine şahit olmak isterdim, fakat ne cevapları alacak kadar yaşamak mümkün, nede insanın o noktaya evrilebilmesi.
Fakat belki ilahi bir güç varsa,başka bir yerde çok daha huzurlu varlıklara evrilmiş, çok daha yüksek bir bilinç algısında sizinle yeniden görüşürüz 😉
