3 Nisan 2019 Çarşamba

Leaving Neverland 'den Hemen Sonra...

Saat : 01.40

Az evvel, 4 saatlik Leaving Neverland belgeselini bitirdim; şuan duygularım çok yoğun ve kelimelerimi yıkılmış bir binanın harabeleri arasından toplamaya çalışıyor gibiyim.

Ama bu yazıyı ilk hislerimi yansıtır şekilde yazmayı kendimce uygun buldum, herhalde kendime eziyet etmeyi seven bir tarafım var, çünkü sabah erken saatte kalkıp koşturmam gereken milyon iş var aslına bakarsanız...

Herkesi uyarıyorum ilerleyen satırlar belgesel ile ilgili ciddi spoiler içerecek ve hatta herkese belirtmeliyim okumadan Leaving Neverland'i izleseniz belki daha doğru olur.

Michael Jackson benim neslime çok şey ifade eder, sadece müzik tarihinde yeri dolmaz bir yetenek olduğu için değil, temsil ettiği, ilham kaynağı olduğu şeyler içinde, barış, sevgi, yardımlaşma, hepsinden de öte hiç büyümeyen bir çocuk olmanın, her zaman bir çocuk saflığı ve iyiliğiyle yaşamanın ilhamı adına çok şey ifade eder.

MJ sevenler onu gerçekten sever, hiç tanımadıkları halde, sadece sanatıyla değil, ona inanarak sever, temsil ettiği hayali sever.

Ben mesela Picasso' yu yada Dali'yi insan olarak ne takdir eder, ne sempati duyarım, fakat her ikisininde sanatına hayranlık duyar ve el üzerinde tutarım, ilham bulur ve zevk alırım, yani onlar iyiymiş, kötüymüş. benim için sevimliymiş, sevimsizmiş bunların durumla alakası yoktur, üstelik tecrübemle sabittir ki sanatçılar çoğu zaman ortaya koydukları sanat kadar sağlam olmaz ve yüzde yüz bağdaşmazlar, bu benim eskiden beri gözlemlediğim, kabul ettiğim ve normal bulduğum bir durumdur.

Ama konu MJ olunca, Leaving Neverland'i izlemek, benim neslimden onu bana benzer duygularla algılamış bir çok kişiyi beni yaraladığı gibi yaralayacaktır.

İlk olarak tamamen saf çocuksu MJ artık olmayacak ki Peter Pan olmak isteyen değil, birinin olabileceğine inanmak isteyenler için büyük kayıp...

İkinci olarak, üzerine bir suçluluk duygusu çökecek, yıllar boyu gözünüzün önünde olan bir şeye bakmayı, gerçeği görmeyi reddettiğiniz için.

Bu belgesel aslında bir MJ belgeseli değil, bu tacize uğramış insanların iyileşmeye çalışmasıyla ilgili bir hikaye ve aynı şeyleri yaşamış bir çok şimdiki yetişkine yardımcı olabileceğini düşünüyorum, psikolojisi çok iyi ifade edilmiş, yalnızca taciz kurbanlarına değil ailelerine de yardım edebilecek bir belgesel.

Ben her zaman kendisiyle kavgasını kazanan insandan daha büyük kahraman olamaz diye düşünüyorum, MJ'e pedofil olduğu için kızamazdık eğer kendi doğasına, hastalığına, artık adına ne derseniz, karşı durmuş ve kimseyi incitmemiş olsaydı.

Fakat incitiş biçimi ruhen, sokaktan geçen herhangi birinin size tecavüz etmesinden çok daha beter ve yıkıcı, demek istediğimi anlamak için belgeseli izlemelisiniz.

Keşke MJ yaşarken suçuyla yüzleşmiş olsaydı, oda kendisini bu hale getiren duygularını ve yaşanmışlıklarını bize anlatabilseydi de gerçeğin öbür yarısının iç yüzünü de anlayabilseydik, nedenini bilmek o nedenle başa çıkmak için bir yolsa, belki oda nedenleriyle başa çıkmak için birilerine örnek olabilirdi.

Sabaha karşı benim elimde kalanı sorarsanız, şu satırların dışında, gerçeği görecek aklım varken ve içten içe gerçeği hissederken, görmezden gelmek ne kadar rahatlatıcı olsa da , bunu yapmamam gerektiği, konu ne olursa olsun, hatta bu durumda ki gibi elimden bir şey gelmeyecek bir olay bile olsa, birde sanatını MJ'den ayırarak sevmeyi öğrenmem gerekecek.

Tüm bunlardan sizin elinize ne kalmasını istediğime gelirsek, şu anda çevrenizde bir çocuk, çok iyi insan dediğiniz, o asla yapmaz dediğiniz, ona çok güveniyorum dediğiniz, hatta çocuğun örnek aldığı ve çok sevdiğini söylediği biri tarafından taciz ediliyor, çocuklarınız için en yakınlarınıza karşı bile gözlerinizi açık tutmaya mecbursunuz, çocuklarınız için kafanızı çeviremeyeceğiniz en önemli gerçek bu...

Ve eğer çocukken başınıza böyle bir şey geldiyse, bilin ki sizin suçunuz değildi, karışmış kafanız ve duygularınız da sizin suçunuz değil, lütfen yardım almaktan çekinmeyin, başınıza gelenler bütün hayatınızı esir almasın.