16/17 yaşlarında
Nietzsche’nin şu sözünü okuduğumu hatırlıyorum, ‘’ umut en büyük kötülüktür
çünkü işkenceyi uzatır. ‘’ O zamanlardan beri umudun Pandora’nın kutusundan
kaçan son kötülük olabileceği fikri bilinçaltımda sallanıp durur. Umut etmeyi
bırakmanın insanı özgürleştireceği düşüncesi aklımın bir köşesinden hiç gitmez.
Karşılıksız
aşkların işkencesinin kaynağı değil midir umut ?
Yanlış
insanların bir gün doğruyu yapabileceğini beklemenin aptallığı değil midir umut
?
Kıskançlıklarıyla,
haksızlıklarıyla, umarsızlıklarıyla, bencillikleriyle canınızı yakan tüm
dostların kalbinizi kırabilmesine çanak tutan şey değil midir umut ?
Değilmiş işte, o
umut sandığınız şey umut değilmiş, korkuymuş, gerçekle yüzleşme korkusuymuş. Cesarette
umutsuzluk değilmiş.
Umut
başkalarından, insanlıktan, dünyadan bir şey ümit etmek değil, her şeye ve
herkese rağmen kendinden umudu kesmemekmiş.
Ümit garibin
lokması değil, cesurların ekmeğiymiş.
Umuda tutunmak,
her sabah kalktığınızda tüm haksızlıklara rağmen, iyi bir insan olmayı tercih
ederek yaşamakmış.
Kimse sevmezken sevebilmekmiş.
Dünya yanarken
söndüremeyeceğin ateşe su taşıyıp, tarafını belli etmekmiş.
Kendin için
istediğini herkes için dileyebilmekmiş.
Kimseyi yarı
yolda bırakmamakmış.
Umut beklenen
değil, üretilen bir şeymiş.
Bunu anladığınızda
umudunuzu kimse sizden alamaz, çünkü umudun kendisi sizsiniz.
Sevgili Nietzsche
sürekli hastalık ve ağrı sızı içinde geçmiş, sevdiğine kavuşamadığı yaşamında
umuttan umudunu kesmiş olabilir, dünyada bunca adaletsizlik, bunca acılar
yaşanırken, bazen yüreğimizdeki yangının, derdin, başımızda ki efkarın altından
kalkmakta zorlanabiliriz, bazen değiştiremeyeceğimiz şeylerin çaresizliği ile
yorgun da düşebiliriz, ama umuda en büyük kötülük diyen Nietzsche hayatı boyunca
yazıp, düşünüp, ürettiyse, oda kendinden umudu kesmemiş demektir aslında.
Birinin sizi sevmemiş
olması, anlamamış olması, birilerinin sizden beklediği, dayattığı hayatı
yaşamamanız, birileri için hayal kırıklığı olmanız, gördüğünüz haksızlık, şahit
olduğunuz adaletsizlik, bedenin ve ruhun acısı, hepsi bir araya gelse de her
gün kalkıp cesaretle olmayı tercih ettiğiniz kişi olmaya devam ettiğiniz sürece
kendinizin de, dünyanın da, başkalarının da umudu sizsiniz, ya da olmayı tercih ettiğinizle zalimliğin kapısını aralayıp, dünyanın da, başkalarınında, kendinizin de umutsuzluğunu besleyebilirsiniz.
Siz siz olun kimsenin yanlışlığıyla, kötülüğüyle yüreğinizi karanlığa gömmeyin.
Işık siz olun, korkmayın.









